|
İlker ÖZLÜK - \
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
7.62 çapında.
400 metre menzili var.
Yaklaşık 4,5 kilo.
Yakın mesafe etkisi ile uzak mesafe etkisi arasında dağlar kadar fark var.
25 metreden sineği vurmayı öğrettiler askerde.
Hem de o 4,5 kg olan tüfekle.
Sırt çantası.
İçinde kaplar, panço çadırının bir parçası, su, met, kumanya, mevsime göre kıyafet, askeri ekipmanlar…
Mevsime göre 35-40 kg.
Hücum yeleği.
İçinde bombalar, şarjörler, kama…
Yaklaşık 5 kg.
Yani genç birini almışın sırtına onunla dolaşıyorsun dağları.
Adam sevgilisini kucağında odaya götürürken beli yamuluyor.
Üstelik hayatında en sevdiği kişiyi.
İşte yukarda yazdığım silah ve gereçleri Türk askeri sırtında taşıyor.
Kilometrelerce yürüyor.
Kamp kuruyor.
Nöbet tutuyor.
Ama bu gereçleri yanından bir dakika olsun ayırmıyor.
Nedenine gelelimi?
“Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada her zaman ve her yerde milletime ve cumhuriyetime doğruluk ve muhabbetle, hizmet ve kanunlara ve nizamlara ve amirlerime itaat edeceğime ve askerliğin namusunu Türk Sancağının şanını canımdan aziz bilip icabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda seve seve hayatımı feda eyliyeceğime namusum üzerine andiçerim”
İşte bunu her asker söylüyor.
Ama askerlik süresi için geçerli olmadığını çok iyi biliyor.
Bu yemin her Türk gencinin hayatının sonuna kadar bu ülkeyi dahili ve harici düşmanlardan koruması için ettiriliyor.
Bu ülke için savaşmak ve ülkenin çıkarlarını her daim korumak için.
İşte bu yemini eden bir insanın askerlik öncesi ve sonrası bu yeminin bilinci ile yaşaması gerekiyor.
Önceki gün bir haber aldım.
Çok yakından tanıdığım bir dostum Şırnak Silopi kırsalında terör örgütü ile girdiği çatışmada şehit oldu.
Onur Bakbak 27 yaşında.
Civan gibi delikanlı.
Tam bir vatan evladı.
Asker doğmuş…
Asker olarak şehit oldu.
Bir akşamüstü telefonum çaldı.
Arayan Onur’du…
Tayinim çıktı İlker dedi.
Hafif bir yutkundum içime kurt düşmüştü.
Güneydoğu’ya gidiyorum dedi. Şark görevine.
Peki hayırlısı olsun yarın görüşürüz bu konu dedim kapadım telefonu.
Görüştük ve yüzünde her zaman ki gibi hafif bir tebessüm vardı.
Vatan heryerde vatandır.
Önemli olan görevimi harfiyen yerine getirmek dedi. Epey konuştuk. Belki de sana orada ihtiyaçları var gitmen gerekiyor diye mırıldandım. Cesaret vermek ister ya hani insan öyle bir hal alıyordu ki sohbet buna izin vermedi.
Çünkü içinde fazlasıyla cesaret vardı.
Savaşa gidiyordu çünkü.
Gitti ve önceki gün haberi geldi.
Allah kederli ailesine sabır versin.
Ölürsek kıyamet mi kopar be dostum.
Dedik ya…
Biz savaşarak öleceğiz.
Vatan sağolsun.
|